ARJANTİN

Güzel Ülke Arjantin’e iki kez gittim. 2003 turistik bir geziydi. 2013 yılında gezgin olarak bir ay dolaştım.

Arantin Duraklarım:

  • Buenos Aires
  • Patagonya
    • Ushuaia
    • El Calafate (Pertito Moreno Buzulu)
    • El Chalten
    • Pertito Moreno (kenti)
    • Los Antiguos.

İçinden Avrupa geçen Güney Amerika dediğim Buenos Aires’den itibaren kalbimi çalan bir yer Arjantin. “Buenos Aires” İspanyolca “Güzel Havalar” demek. Bana gerçekten iyi geldi buraların havası.

Büyük bir keyif aldığım Arjantin yolculuğumu, gün gün anılarımı, kültür ve seyahatle ilgili öneri, deneyim ve ipuçlarını (Altı Don Bir Pantolon) “Güney Amerika’da 120 Gün” isimli elektronik kitabımda  anlattım. Uzun bir roman tadında okunabilecek 510 sayfalık kitabın 100 sayfalık bölümü tüm Arjantin günlerini detaylı olarak anlatıyor. DNR veya Kobo’dan ulaşabileceğiniz kitabı yurtdışında yaşayanlar i-tunes üzerinden edinebiliyor.

Tehlike Hikayeleri…

Buenos Aires başta olmak üzere birçok tehlike hikayesi kulağımda fazlaca tetik durumda gezdim. Eşyalarımla hep temastaydım. Hiçbir şeyi açıkta bırakmadım. 1.87 boyunda, yapılı biri olmanın bunda etkisi var mı bilemem ama Buenos Aires ve Patagonya gezilerimde başıma hiçbir kötü olay gelmedi. Tehlikeli bir durum yaşamadım ama büyük kentlerde ve turistik yerlerde eşyalara sahip çıkılması ve pek değerli şeyler taşınmaması iyi olur. İstanbul’da Ankara’da nasıl korunuyorsanız orada da aynı gerekir. Özellikle tehlikeyi davet etmezseniz bulma ihtimaliniz azalır. Buenos Aires için soyguncusu, yankesicisi bol diyorlar. Eğer ülkenin iç taraflarını gezmek isterseniz bu özelliklerle ünlü bölgeler mevcut, ancak bunlar da saf ve dikkatsiz kişileri hedef alıyorlar genelde. Turistik yer gezilerinde bunlara hazır olunması gerek ama halkın arasına karışıp yaşadığınızda zaten hedef kitlesi dışında kalıyorsunuz.

Arjantin; Tango müziğinden, Patagonya’nın buzullarına, Cordoba’nın şaraplarından Salta’nın buram buram Gauço kokan bakirliğine, “Asado” adını verdikleri mangalda harika etlerden çalkantılı tarine kadar birçok rengi içinde barındırıyor. İspanyolcayı kendi tarzlarında ve orijinalinden bir miktar farklı konuşuyorlar. Avrupalı kökleri yoğun. İspanyol, İtalyan, Fransız ve diğer Avrupa ülkelerinden göçmenler güzel bir ülke oluşturmuş. Pek yerli Güney Amerikalı yok Arjantin’de. Sevilmeyecek yerler değil. Herkes kendi halinde.

Farklılıklar ve Globalizm…

Uzun süredir dünya ülkelerindeki gezilerimde “Globalizm”in can sıkan etkilerini görüyorum. Bu sıkıntım her yazımda olacak gibi. Arjantin de hızlı ya da yavaş bundan payını alıyor. Bambaşka bir dünya düzenine gidiyoruz bu gezegende. Yine de farklılıklar ve ayrı tatları yaşamak için güzel ülkelerden biri Arjantin. Her gezide bu farklılıkları görmekten mutlu oluyorum. O topraklara dair özel hikayeler ve zaman içinde oluşan kültürü algılamak hoşuma gidiyor. Bunaldığım zorlamalı global aynılıktan uzaklaşmanın güzel bir yolu farklılıkları algılamak oluyor benim için.

Hayata Teşekkürler…

Mercedes Sosa’nın söylediği “Gracias A La Vida (Hayata Teşekkürler)” bu ülkeyi gezerken çok kereler dinlediğim şarkıydı. Gezi öncesinde şarkının ona ait olduğunu düşünüyordum ama Şilili müzisyen ve sosyalist Violetta Parra’nın şarkısı olduğunu orada öğrendim.

 

Patagonya…

Patagonya dünyanın en güneyi. Antarktika’ya en yakın yerleşimin olduğu topraklar. Hava da soğuk doğal olarak. Yaz mevsiminin (Aralık-Şubat ayları) en sıcak günlerinde bile tatlı bir serinliği var. Bahara girerken giderseniz akşamları ısıtması olan bir yerde kalacaksınız muhtemelen. Buralara ilk gelen Avrupalı Macellan’ın yerlilerin ısınmak için kıyı boyunca yaktıkları ateşleri göremesinden sonra verdiği isimle “Ateş Toprakları” anlamına gelen “Tierra del Fuego” deniyor.

Patagonya Manzaraları…