• Nearby the river

THIS POST WILL BE PUBLISHED IN ENGLISH, SOON...

Aborijinler Avustralya'nın yerlileri. Kimi araştırmacılara göre 50.000 yıl geriye uzanan bir süreçte bu topraklarda yaşadıkları söyleniyor. Günümüzde görece saygı görmeğe başlasalar da britanya koloni sisteminin buraya ulaştığı 1770-80 yılları sonrasında o uzun tarihlerinden eser kalmayacak biçimde yok olmaya yüz tutmuş ve baskı görmüş bir halk.

Şimdilerde sanat, reklam ve politika dünyalarında sıklıkla Aborijin halkının bu toprakların gerçek sahibi oldukları vurgulanmakta. Bu gösterisel gayretler 200 yıl kadar bir zamandır her alanda baskı altında kalmış Aborijin halkı ve tarih önünde bir aklanma veya bir özür çabası.

Aborijinler; 1820'li yıllarda koloni şehirlerinin içinde öldürülmelerinin uygulamada pek de cezaya tabii olmadığı, 1970'lere kadar nüfus sayımlarında yer alamayan, ana yurtlarından/yerleşimlerinden uzaklaşmak zorunda bırakılmışlar. Öz kültür öğeleri, dilleri, inançları unutturulmuş bu toplum ne kadar ayakta kalabildiyse o kadar yaşamaktalar. Bu ırkın bazı temsilcilerinin aksansız bir Avustralya İngilizcesiyle Aborijin kültürünü savunduğu konuşmaları dinlerken bir garip hissediyor insan kendini.

Konuya sinema açısından bakılınca epeyce ele alınmış olduğunu görüyoruz. Bunlardan biri olan ve koloni tarihinin başlangıcındaki dönüştürme gayretlerini konu alan "Rabbit Proof Fence" filmini izlemenizi öneriyorum.

2017 itibarıyle 24 milyon dolayında bir nüfusa sahip ve artık çoğunluğunu göçmenlerin oluşturduğu bir ülke Avustralya. Bu sonradan gelenlerin de en sonraları olan Balkan, Orta Doğu, Doğu Avrupa veya Asya'nın çeşitli ülkelerinin insanlarının sohbetlerde, toplantılarda Aborijinlerin ilkelliğini, medeniyetsizliğini, eğitimsizliğini, alkolikliğini hatta tehlikeli olduklarını dile getirdiklerini duyunca bu neredeyse yok olan insanların hazin tarihine daha da üzülüyorum.

Ancak resmi devlet politikası değişmeye başlayalı en fazla 30-40 yıl olmuşken bile kültürlerinin tanınması, görece haklarının geri verilmesi özetle iade-i itibar için devletin harcadığı çabaları ve ilerlemeleri de takdir etmek gerek.

2016-2017 sürecinde objektifime takılan Aborijin imgeleri ve esintileri...

Rüyalar, Tjurkurrpa veya Dreamtime...

"Tjurkurrpa", transa benzer rüya hali için kullanılan Aborijin kelimesi. Ben Türkçe olarak "çukurpa" şeklinde duyuyorum. İngilizce "dreamtime" dense de bu tam tercüme olamıyor "Tjurkurrpa" için. Bir çok inanış bu rüya veya Tjurkurrpa etrafında şekilleniyor.

Aborijin inancı yaratılıştan başlamak üzere üç ayrı dünya ya da ortam üzerinde duruyor. Bunlar; Fiziki Dünya, İnsan Dünyası ve Kutsal Dünya. 

Aynı Güney Amerika'daki İnka ve Tiwanaku uygarlıklarında yerlilerin "Toprak Ana" "Pachmama" inanışı gibi, Aborijin kültüründe de temelde doğa ve toprak ana anlayışı var. "Biz toprağa değil, toprak bize sahip" deniyor bu kültürde. Ataların ruhlarının timsah, köpekbalığı, kanguru, karınca, yılan gibi hayvanlara geçtiği ve onlarla yaşadığından başlayan mitler ve inanışlar bulunuyor. Yaratılış dahil her şey rüyalardan başlamak üzere tarif ediliyor bu kültürde. Rüya dendiğinde de aklıma Carl Jung geliyor.

Konu derin ve meraklısına geniş bir mitolojik bir gezinme alanı bırakıyor. Fırsat bulursam tekrar bu Aborijin mitolojine dönüş yapar üzerinde yazmaya, düşünmeye devam ederiz. Yorum ve soruları olanlar olursa ben de bu konuda biraz daha çalışmış olurum.