Tarihi kökeninden, mimariye, flamenkodan, gastronomiye “Yanık Ezgili, Seyri Keyifli ve Lezzetli”

BİR ENDÜLÜS MASALI

Çoğu melez çekicidir. Farklı özellikleri benliğinde, görünümünde, genlerinde taşır çünkü. Farklılığı algıyı üzerine çeker. Tüm karışımlarda olmasa da çoğunda vardır bu çekim. Endülüs, bu melezliğin birçok güzel, gizemli, keyifli ve hüzünlü özelliklerini taşıyor. Nasıl mı?

Yaktım Gemilerimi Dönüş Yok Artık Geri…

Berberi kökenli eski bir köle olan ve adı Sabah Yıldızı anlamına gelen Emevi komutan Tarık bin Ziyad’ın, M.S. 711 yılında Kuzey Afrika’dan gelip Avrupa’ya çıktığı noktada tüm gemileri yaktırdığı rivayet edilir. Fetih amaçlı geldiği bu topraklarda tutunmaktan başka düşüncesi olmayan gözü pek liderin askerlerine tek yolun zafer olduğunu göstermek için “Artık gemiler yok, işte ardınız deniz önünüz düşman, seçme hakkı sizin!.. Ya kaçar denizde boğulursunuz ya da düşmanla savaşıp cihad ederek devlet olursunuz" dediği de söylenceler arasında. Vizigot kralı Rodrigo’yu sayıca az bir kuvvetle günümüzdeki Cadiz kenti yakınlarında İslam kaynaklarında “Lekke” olarak geçen “Guadate” savaşında mağlup eden Tarık bin Ziyad, Avrupa’da yaklaşık 800 yıl sürecek bir İslam kültürü ve yaşantısının kurucusu oluyordu. Endülüs Emevi varlığı sadece günümüzdeki alanla sınırlı kalmayıp tüm İspanya, Portekiz ve güney Fransa topraklarına kadar uzanacaktı o dönemde.

Mağribi Kültürün İber Yarımadasındaki Harmanı…

Döneminin çok ilerisinde eğitim, teknoloji ve bilim müesseselerine sahip Endülüs Emevi topluluğun gelişi ile bambaşka bir yüze bürünen Akdeniz iklimine sahip bu güzel ve verimli topraklar, güvenlik başta olmak üzere düzenli şehirleşme, sulu ve susuz tarımın uygulanması sonucu kısa sürede gelişecekti. Sağlık ve eğitim alanındaki reformların etkisiyle dünyanın bilim ve kültür merkezi haline gelen Kurtuba (Córdoba) 10. Yüzyılda bir milyona yaklaşan nüfusu, 3000 camisi, 300’den fazla hamamı ile dünyanın en kalabalık kültürel, politik, finans ve ekonomik merkezlerinden biriydi. Kütüphanelerinde bulundurduğu bir milyon adede ulaşan sayıyla dünyada en fazla kitabın bulunduğu kentti. Heybetli, göz kamaştıran bir süreç yaşanıyordu Endülüs’te.

Her yükseliş sonrası yaşanan rehavet ve kötü yönetimler örneği, gücünü kaybeden Emevi’lerin yerini Isabel ve Ferdinand’ın kurmaya başladığı Katolik İspanya birliği almaya başlamıştı. Gerileme sürecindeki birçok olay sonunda 2 Ocak 1492 tarihinde “Alhambra” (Elhamra) sarayını bırakmak zorunda kalan Nasri Hanedanı’nın bölgeden ayrılmasından kısa bir süre sonra da tüm Müslüman, Yahudi ve Flaman topluluklar büyük baskılar sonrasında yarımadayı terk etmek zorunda kalmışlar. Katolik İspanya Güney Amerika işgaliyle zenginleşen dönemler sonrasında bugüne kadar gelirken Endülüs de terk eden topluluklardan kalanlarla birlikte günümüze kadar yaşantısını sürdürmüş. Tarih nehrinin zorlu, kaçınılmaz doğal parkurlarında ilerleyen zaman sonunda geçtiği her yerden izler taşıyan farklı bir harmanı günümüze kadar ulaştırmış böylelikle.

İspanya’nın güneyinde “Costa del Sol” (Güneş Kıyıları), “Costa del Luz” (Işık Kıyıları) ve “Sierra Nevada” dağlarıyla çevrelenmiş; Granada, Córdoba, Sevilla, Málaga, Huelva, Cadiz, Jaén, Ronda ve Almeira kentlerinin yer aldığı “Andalusia” Türkçeye “Endülüs” olarak geçmiş tarihi ve turistik bir bölge.

Mudejar Mimarisi…

İspanyolcada Mudejar (Mudehar) olarak geçen kelime Katolik İspanyol hükmünden sonra İber Yarımadasında yaşayan Müslümanlara verilen isim. Endülüs mimarisindeki “Mudehar” tarzın en temel örneğini müstakil binalar ve evler oluşturuyor. Mahremiyete önem veren Mağribi kökenli insanlarının sokağın gürültüsünden uzak odaları yaşam yeri olarak seçtikleri bu yapıların sadece İspanya ile sınırlı kalmadığını Güney Amerika gezilerimde de gördüm. Sokak tarafındaki giriş kapısının hemen ardında başlayan saklı bir vaha gibi karşınıza çıkan bu avlulu yapı ilk görüşte içinize ferahlık veren bir tarz olarak hemen dikkatinizi çekecek. Bu müstakil tipteki yapıların içindeki avlu, avlunun ortasında çeşme, türlü türlü bitki ve çiçek süslemeleri, avluya açılan her katta bulunan kemerli sütunlu yapıları var. Duvarları süsleyen çinilerin ve taş işçiliğinin dantelâ gibi örneklerinin hala yaşamakta olduğu zarif ve özel yapısıyla birçok ev, resmi kurum ve otel olarak kullanılan mekânda karşınıza çıkacak bu mimari yapı.

Orijinalinde cami olarak inşa edilen ve sonraki dönemlerde ilavelerle bugünkü halini alan “Córdoba Katedrali” ve Elhamra Sarayında bu Mudehar etkiyi taşıyan mimarinin estetik detaylarının baş döndüren etkisini nefeslerinizi tutarak izleyeceksiniz. Granada’daki Elhamra Sarayının sayısız ayrıntı ve güzellikteki salonları, bahçeleri, surları, ağaç ve bitkileri ile muhteşem su elemanları başlı başına ayrı bir yazıyı dolduracak ayrıntıda güzellikteler.

Endülüs’ün Ruhu; “Flamenko Müziği” …

Flâmenko müziğinin özel gırtlağa sahip şarkıcılarının hayata tutunan, çığlıklara benzer şarkılarını duyarken gitar titreşimlerinde bize tanıdık gelen, geneli hüzünlü bir yakarış gibi akan canlı ritimleri ruhunuzu farklı bir âleme götürecek Endülüs’te. Bu güzel müziğe eşlik eden alkışlar, bölge tarihinin ruhunu yansıtan melodilerle dansçıların uyumu sizi mest edecek. Gitar ve Ud’un birlikte kullanıldığı müzikler duyacaksınız. Paco de Lucia’yı ve efsanevi şarkıcısı Camerón’u göremeyecek olsanız da “Arap-İspanyol-Çingene” etkileşimini pek de fazla kanıta ihtiyaç duymayacak biçimde anlatan müzik ve dansla o acı soslu harmanı içinizde hissedeceksiniz. Profesyonel bir performans yahut mahalle aralarındaki küçük ev avlularında, sokak çalgıcılarının gösterilerinde bu duygu ve genetik mirası büyük bir beceriyle sunacaklar size.

Gastronomi Önerileri ve Akdeniz Diyeti…

Endülüs gezinizde şehirlerden ayrılıp yollara düştüğünüzde ruhunuzu dinlendiren geniş alanlarda büyük bir geometrik doğrulukta ekili göz alabildiğince uzanan zeytin ağaçlarının etkileyici manzaraları arasında ilerleyeceksiniz. Her daim güneşe dönen dev enerji panelleri de bu görünüme eşlik edecek. Bu denli yoğun üretim sonucunda yemeklerde ve salatalarda bol miktarda zeytinyağı tadacaksınız. Bölgenin iklimsel ve toprak özellikleri büyük bir çeşitlilikte sebze yetişmesine olanak tanıdığından; taze fasulyeden kuşkonmaza, patlıcandan enginara her türlü sebze bulunuyor Endülüs’te. Sebzeli, etli ve deniz mahsullü güveçler çok lezzetli. Buralara özel domuz pastırma ve sosisleri de dünyaca meşhur. Akdeniz diyetinin sebze ve zeytinyağlı yemeklerini çokça bulabileceğiniz BUgezi’de güzel tatlar alacaksınız.

Malaga’da “Chiringuitos” adı verilen sahil restoranlarında çubuklara sokulmuş sardalye ızgarası “Espeto”, geleneksel soğuk domates çorbası “Gazpacho” türleri (sarımsak ve bademli “Ajoblanco”, kalın taneli “Salmorejo”, yumurtalı “Porra Antequerana”, yeşil biberli “Pipirrana”), “Pescaito Frito” olarak duyacağınız kızarmış balık ve deniz mahsul tabakları, Gemici Pilavı olarak dilimize çevirebileceğimiz kaşıkla yenecek içinde midye, karides parçaları bulunan pilav “Arroz Marinero”yu deneyebilirsiniz.

Özellikle Granada’da (Gırnata) sokaklar arasında birinden diğerine geçip envai çeşit tapa’lar deneyeceğiniz bir “Tapas Gecesi” anılarınızda farklı bir deneyim olarak yerini alacaktır mutlaka. Bir de daha önce denemediyseniz tüm İspanya’nın meşhur Paella’ları tabii ki.

Atlantik Okyanusu ve Akdeniz’e kıyısı olan Endülüs bu balıkların doğal göç rotası üzerinde uzanması nedeniyle çok çeşitli deniz mahsulünün bulunduğu farklı bir coğrafya. Kırmızı orkinos, dil balığı, levrek, çipura, kırlangıç, mercan, barbun, sardalye, hamsi, pisi balığı, mezgit, kral karides, özellikle Huelva’nın karidesi, ufak deniz kabukluları, kemancı yengeci, deniz salyangozu, neredeyse dünyanın başka yerinde rastlanmayan deniz anemonu, özellikle Adra’nın kereviti zengin çeşitlerini oluşturuyor. Sarımsak ve sirke ile marine edilen "Cazon en adobo", beyaz şarapta pişirilmiş ufak istiridye “coquinas” mönülerde arayabileceğiniz tatlar arasında olabilir.

Eğer bu tarihi yerde mimari, yemek ve müzik başınızı yeterince döndürmediyse Malaga’da başta Moskat üzümlerinden yapılmış “Mosto” veya “Moscatel” olmak üzere birçok şarap türü, çeşitli fırsatlarda sunulan Sangria ile Cadiz çevresinde belirli bir bölgede yetişen üzümlerden yapılan çok özel yemek öncesi içkisi “Sherry” denemenizi öneriyorum.

Endülüs’ün Çağrısına Kulak Verin…

Geziler rutin ve seçeneği olmayan hayatlarımızdan bizi kısa sürede ayırıp özgür kılan nefes molaları bana göre. Gerçekten yaşadığımızı coşkuyla hissettiğimiz özel anlar.

Tarihsel özelliklerini yerinde göreceğiniz müthiş ve farklı duygular uyandıran rüya bir gezi noktası Endülüs. Kulaklarınızdan Flamenko ezgilerinin yüzünüzden tebessümün eksik olmayacağı bir masala katılmak için ne bekliyorsunuz?

Endülüs’ün mimari, gastronomi ve müzik başta olmak üzere tüm kültürel yansımalarını her adımında göreceğiniz “BUgezi” Endülüs Programı Mayıs 2016 ayında gerçekleşecek. “BUgezi”ye katılın! Göreceksiniz mutlu olacaksınız.

Yazının BUMED (Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği) Dergide çıkan hali (pdf)

Endülüs_1

Endülüs_2

One Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir