25 Mart 2018, Ayvalık

Merhaba!

9 ayı aşan aktif bir geziden yeni döndüm. 2 ay Avustralya ardından 7 ayın üzerinde Güneydoğu Asya. Sayısız gözlem, deneyim, fotoğraf, video ve ses kaydı.

Avustralya son 1,5 yılımı geçirdiğim bir bölgeydi. Tazmanya, Uluru dahil ayak basmadığım çok az yeri kaldı.

Ardından Endonezya, Singapur, Malezya, Tayland, Kamboçya, Vietnam, Myanmar ve Laos’da geçen 6 ayı aşkın sürede değişik bir bölgeyi gözlemleme ve bu bölgede birçok yerde yaşama şansım oldu.

Gezinin ortasında başlayan Karnaval Radyo Borusan Klasik’de yayın hayatına giren “Gezgin Gürcan’ın Sesli Hikayeleri” bu hafta 20. programı tamamladı. Radyoculukta 5 ay tamamlandı. Radyo heyecan verici bir ortam. Televizyonun cıvıklığı olmadığı gibi değerli arkadaşım Tantanalı Huşu’nun ilkeli radyoculuk yaklaşımıyla çok şey öğrendim. Sesimi, hikayelerimi sevdiklerime, gezi dostlarına, radyoseverlere ulaştırdım.

Şimdi ise bu çok dinamik süreç sonrasında tortusu dibe çökelsin, berraklaşsın diye biraz daha sakin bir demlenme sürecindeyim.

Pek yoğun biçimde Türkçe yazmama gibi bir düşüncem olmasına karşın uzun bir yazı ile karşınızdayım. Gezi gibi bu yazı işlerim de gönlüme göre akıyor.

Şimdi “Bu Dünya Kaç Paraya Gezilir?” konusuyla işimize başlayalım.  

Her türlü görüş, eleştiri, öneri, düzeltme, isteklerinizi bekliyorum.

Şimdi yazılarımıza geçelim…

Bu iki bölümlü bir yazıdır.

Birinci fasıl, gezi-para ilişkisi ve gezi felsefesiyle ilgili.

İkinci fasıl Güneydoğu Asya gezi maliyetinin farklı bir anlatımı.

 

23 Mart 2018, Ayvalık

Birinci Fasıl

Gezginlik ve Para Üzerine Bakış Açıları

“BEDAVA GEZİLER, UCUZ TATİLLER”

HİSSELİ YALANLAR KUMPANYASI

Mevcut kurgu ve dünya düzeni tamamen acımasız bir rekabete dayalı büyük ticari bir yapı ve sistem bütününe dönüşmüş durumda. Bir de bunu iyi birşey gibi anlatan öğretiler yok mu deli olmak işten değil. Dünyanın hiçbir yeri de bu boğucu sistemden kaçmak için yeterli uzaklıkta değil artık. En ucuz denilen Güney Asya’da geçirdiğim 7 ayı aşkın sürede bunu her yerde gördüm. 

Temelde büyük kitlelere ufak ya da büyük karlarla mal ve hizmet satmaya odaklı bu öldürücü organizasyon aslında çoktan iflas etti. Ancak evrensel ahlak ve etik değerleri askıya asmış “Altta kalanın canı çıksın” veya “Bana ne?” diyen destekçiylerle devam ediyor görünüyor. Bu sistemde etik değerlere uygun davrananı bulmak pek mümkün değil. Daha az sahtekarın şerefli sayıldığı bir dönem yaşanıyor dünyada. Bir de genelin kabul edilemez yaklaşımlarının doğruymuş gibi savunulduğu. Bunların bir kısmı kullanıldığının farkında bir kısmı da iyi bir şey yapıyorum diyerek devam ediyor. Deneyim, algı, birikim ve vicdanla ilgili bir durum. İlüzyon tam gaz yani…

İlüzyon Dünyasıyla Mümkün Olan En Az İletişim…

Babam 86 yaşına girecek yakında. Çekilişlerin, bedava gazozların, piyangoların, ikramiyelerin ve talihin gerçekten var olduğu tarih öncesi temiz döneme ait biri yani. Cep telefonuna gelen mesajları ciddiye alıp kazanç sağlayacağını düşünebiliyor. Ya da TELEVİZYON ve GAZETE’de yazanların ardındaki konuları ve amaçları bilse de gerçek gibi algılayabiliyor. Bu kapitalist dünya düzeninin kesinlikle ciğerini sökmeden birşey vermeyeceğini veya verilen her bilginin maksatlı olduğunu bilse de haber izliyor, okuyor ve umut besliyor.

Ben ne gazete okuyorum ne televizyon seyrediyorum. Entellektüel bir tepki değil bu. Algım ve ruhum bunları yapmaya müsade etmiyor. İçim almıyor anlatılanları, yazılanları, gösterilenleri.  Zaman kaybına gerek yok. Ana-akım çalışma hayatını noktalamanın sağladığı durumla; Geziyorum. Kitap okuyorum. Fotoğraflarımı, videolarımı düzenliyorum.

Şu günlerde gezilerimde kayıt altına aldığım verileri sindirmeye çalışıyorum. İçimden geldiği gibi yaşıyorum mümkün mertebe. Film izliyorum ve basketbol maçları seyretmekten keyif duyuyorum. Yaşlı annem babamla zaman geçiriyorum. Elimden geldiğince ve kararlarım doğrultusunda ruhuma iyi gelen şeyleri yapmaya çalışıyorum. Kendimce üretmeye devam yani.

Yine de yalan dünyadan tamamen kopmadığımdan sosyal medya ve internetle ilgim var. Onunla ilişkimi de doğal olarak kendi süzgecimden geçirerek düzenliyorum. Gezerken çok zaman ayırmıyordum ama şu sıralar daha fazla sosyal medyaya bakınca bir meslek haline gelen sosyal medyada boy gösterenlerin pembe tablolarla yazdıkları “PARASIZ-BEDAVA GEZMEK SIRLARI” ve “UCUZ TATİL” palavralarını okuyunca bu yazıyı yazmaya karar verdim.

 

Gezmek, Kimliklerimiz ve 2P…

“GEZGİN OLMAK” olgusunun birçok bileşeni var. 2P adını verdiğim “PSİKOLOJİ” ve “PARA” bu bileşenlerin en öncelikli olanları.

Psikoloji…

En birinci öncelikli olan bileşen geziye ilişkin PSİKOLOJİ. Bu kapsamda maliyet hesabından önce cevaplanması gereken bazı sorular var;

  • Gezmeyi gerçekten istiyor ve seviyor musunuz?
  • Sorumluluklarınız neler? Eş, çocuk, aile?
  • Maddi dünyaya ve pompalanan öğretilerine ne kadar bağlısınız?
  • Sorgulama (ama gerçekten sorgulama) yapınız var mı?
  • Gelenekler ve inanışlarla aranızın nasıl olduğunu biliyor musunuz?
  • MERAK denen ana güdünüz sizi nelere itiyor?
  • Kaç saat uyursunuz?
  • Ne tip yerlerde yatabilirsiniz?
  • Yatakta rahatlık anlayışınız nedir?
  • Ne yersiniz?
  • Ne kadar yersiniz?
  • Yemeden durur musunuz? Yer misiniz yemez misiniz? 🙂 
  • Ulaşım için hangi araçları kullanabilirsiniz?
  • Temizlik anlayışınız ve beklentileriniz nedir?
  • Etrafınızdaki insanlarla ne kadar geçimlisiniz?
  • Evrenle uyum size neyi ifade ediyor?
  • Gezide çantanızda neler olur?

Özde ve sonuçta “Kimsiniz?”.

İşte, gezgin olmaya ve ne kadar paraya ihtiyaç duyacağınıza ilişkin konular bunlara bağlı…

Gezmeye uygun kimlik yapısında değilseniz kendinizi zorlamanıza gerek yok. İnsan olmadığı biri gibi davranınca hasta olur. Hiç zorlamayın. Kendinize takma bir hobi veya farklılık vesilesi olsun diye gezgin süsü vermeyin. Ya da ne istiyorsanız onu yapın ama bilmeden içinize sinmeden, anlamadan yaptığımız çoğu şey gibi zaman ve kaynak kaybı olduğunu bilin.

Para…

“Para” konusu Psikoloji sonrası ikinci önceliktir. Gezmeye karşı merak duyan ve takıntıları olmadan gezebilme ruh durumunuz varsa o zaman sıra para konusuna gelecektir.  Para gezebilmek için hayatidir ve kesinlikle parasız gezilmez. Her ne kadar reklam dünyasının parlatılmış yazar-bilgesi Paulo Coelho “Gezmek bir para değil, anlayış meselesidir” dese de en alt sınırda bile olsa bir miktar paraya ihtiyaç vardır.

Gezginlik için Para Kazanma Yöntemleri…

Geziler ve gezerek yaşamak için gereken parayı yolda bileklik örüp satarak, sokak müziği yaparak, jonglörlükle, sihirbazlıkla, hostellerde çalışarak, bedeni işlerde uğraşıp kazanarak gezen birçok arkadaşım oldu. Zor oluyor ama yapıyorlar. Tatmini, getirdiği olgunluk, dimağ açıklığı ve yarattığı gelişmişlik ile algı da ona göre.

Yaşamı tamamen geziye dönmüş kişiler var. Göçebe demek tam doğru olmaz. Ama dünya onların evi. Bunlar öğrendikleri mesleklerini belli bir yerde bir süre durup çalışarak icra ediyor ve bu çalışma süresinde edindikleri parayla gezerek yaşıyorlar. Tek durma nedeni yalan dünyanın istediği parayı kazanmak.

Genç nesil arasında internet üzerinden e-ticaret yaparak para kazanıp gezenler var. Yeterlinin üzerinde de para kazanıyorlar. BUnlar al-sat işinden, web tasarımı veya sanatsal üretime kadar farklılıklar gösteriyor.

Birikimiyle gezenler var. Büyük ya da küçük birikimlerini bu yolda kullananlar. Benim gibi yani.

Ana-Baba parasıyla gezenler var mı? Genelde çok uzun süreli gezenlerden bu gruba dahil kimse görmedim. Gezgin dik duran kişi olduğundan yaslanma türü bu tür destekli hayatlar gezgine uymuyor.

Bir de uyanıklar var. Sizin paranız veya desteğinizle gezmeye çalışanlar. Bunların geneli değerlerini mevcut dünya düzenine uyduran hayatlar içinde yaşayıp duygusal hayat tatminini bu şekilde arıyorlar. Sosyal medyada bu grubun”BEDAVA Gezi” veya “UCUZ Tatil” teranelerini gördükçe gülümsüyorum.

Yıllardır yollarda ve dünyanın çeşitli diyarlarında yaşadığım, para konusundaki gerçeklerimi yazmaya karar verdim. Bu ilk maliyet yazısı Güney Doğu Asya temelli. Bu noktada kaynak yaratma adına yapılan sponsorluk kavramına kısaca değinmek istiyorum.

Sponsorluk…

Gezi için para bulma uğruna kapitalizmin tam bağrında yaşayan sponsorluk kavramını kullanmak bana çok ahlaki gelmiyor? Gezginliğin felsefesine aykırı bir kolay para veya menfaat kazanma yöntemi olarak hissediyorum. Gezginin gerçekliği ve gerçek değerleri arayan felsefik bakışı dışında bir yaklaşım bana göre. Bir ticaret aracı. Kandırmacaya ortaklık ve yataklık etmek. Gezgin dünyasının duygu ve değerlerinin kolay para için bu yöntemle edinilmesi ne denli doğru?

Başlangıç niyetleri ne olursa olsun niş olarak gördükleri bu gezi alanında belli bir öz-sermaye ile işe başlamış ve belli gruplarca desteklenmeyi bekleyen tüccarlara benzetiyorum bu yaklaşımı güdenleri. Bu yaklaşımla gezginliği aynı anlayış düzlminde pek uyumlandıramıyorum. İnsanları ilüzyon içindeki yapıya iknaya çalışan saklı amaçlı politika veya ticari oluşumlardan herhangi bir farkları yok. İçinde yaşadığın sistemle uyumlu olup ve onunla aynı yöntemleri uygulayıp “Dünyayı değiştireceğim” “Özgürlük bu” gibi söylemlerle bağımsız ve gerçeği arayan gezginlikle sponsorluk nasıl bağdaşıyor gerçekten buna inanıp uygulayanlardan dinlemek istiyorum bir ara. Bu ulviymiş gibi göstermeye çalıştıkları sürekli gülen yüzle kaynak yaratma yanında bir de toplumsal kabul ve saygınlık beklemek biraz fazla olmuyor mu? Gerçi galiba bekledikleri bunlar değil aslında. Çok takipçi ve biraz menfaat yetiyor sanırım. Bu gruba “Önce follow, sonra like” mottosu yeterli gibi.

Instagram çekilişi, konaklama hediyesi, bedava uçak biletleri gibi havuç veya aldatmacalarını görüp ilüzyon içinde yer alıp, özgürlük havarisi gibi davrananlarına gülümsüyorum. Kısmi hamlık, kasaba kültüründen devşirmelik veya şımarıklık denebilir sanırım.

 

Özcümle;

Gezgin olarak yaşamak ve Gezmek kesinlikle BEDAVA değil. Bedelleri var. Hem psikolojik hem de maddi.

İkinci fasılda bu gezide edindiğim deneyimler sonrası yazacağım maddi portrenin bana göre tarifi var.

 

25 Mart 2018, Ayvalık

İkinci Fasıl

KAÇ PARAYA GEZİLİR?

Son 5 yıldır dünyanın birçok yerinde ve son 9 aydır her günü Avustralya ve Güney Asya yollarında geçmiş bir gezginim. Bu yazıda sizlere “Günlük ne kadar bir parayla gezebilirsiniz?” sorusuna kendimce açıklamalarda bulunmayı istedim.

Güney Doğu Asya 

2017 Eylül -2018 Mart

Dolaştığım 8 Güney Asya ülkesi;

  • ENDONEZYA,
  • MALEZYA,
  • TAYLAND,
  • KAMBOÇYA,
  • VİETNAM,
  • MYANMAR (BURMA), 
  • LAOS

SİNGAPUR bu genel değerlendirme dışındadır. Gezginler için görece pahalı bir ülkedir. Yine de gezilebilir.

  • Bilgiler ve rakamlar “Bir kişi” içindir.
  • Değerler ABD dolarıdır.
  • Gezgin Tipi Gezi Maliyetleridir. (Turist-Gezgin ayrımı yazımı buraya tıklayarak okuyabilirisiniz.)
  • Hostel konaklaması esas alınır.
  • Sokak yemeği bazdır.
  • Dalış, Günlük Turlar, Müze girişleri gibi ilave etkinlik maliyetlerini içermez. (Günlük miktardan tasarruf edilenlerle bu tür faaliyetlere katılınır.)
  • Şehir içi toplu taşıma ve şehirlerarası ilave yol paralarını dolaylı içerir.

Rakamlar ve Gezginlik Seviyeleri

Günde 10 dolar “Sefalet Sınırı”…

Gözünü gezi bürümüş bir gezginin alt limiti diyebilirim. Yaşam ve gezi en alt seviyede harcamalarla devam eder. Pek de parlak olmayan hostellerde kalınır. Hatta kalınacak yer için yeni tanışılan birinin kanepesi veya bir işletmenin arkasında personelin kaldığı iptidai döşek kullanılabilir. Bira, içki vs içilemez zira buna para yetmez. Sigara içenler için kontrol gerekir. Bol yürüme içerir. Halk vasıtası ve otostop dışında bir ulaşım şekli olmaz. Günde iki öğün sokak yemeği yeter.

Bu günde 10 dolar seviyesindeki gezide Angkor Wat vs gibi tapınakların ilave kaynak ayrılmadan yaratılmadan gezilmesi mümkün değildir. Tüplü dalışı bu seviyede aklınızdan bile geçirmeyin. Konser, festival gibi düşüncelerinşz olmasın.

Ya da bu etkinlikler için epey önceden planlama yapıp, yenmez içilmez buralarnın giriş-katılım ücretleri biriktirilir. Örneğin Angkor Wat gibi tapınaklara ulaşmak için günlüğü 10-15 dolar olan tuk-tuk yerine bisiklet veya paylaşılmış scooter (2 kişi) vs çözümler üretilir. Ya da “ya Allah” deyip yola çıkıp otostop, yürüme gibi çözümlerle bu gözü dönmüş “herşeye rağmen” statüsünde gezilebilir.

Bu limit görece gençler içindir. Yaş olarak 40-50+ bandında böyle bir gezgine rastlanmaz.

18-35 yaş bandının gezginlerine bu grupta rastlanır. Bu tip gezginler var. Hayali bir profil anlatmıyorum.

 

Günde 15 dolar “Hayat-ı İdame”

Bu günlük 5 dolarlık fark yukardaki duruma hayat öpücüğü gibi bir katkıdır. Ama %50 bazındaki bu artım sefalet durumunda epey değişiklik yaratır. Hayatı İdame desek de yol parasına katkı, günde bir bira veya ilave bir çeşit yemek anlamına gelir. Ya da biraz daha iyi bir yatak veya hostel.

 

Günde 20 dolar “Rahatlığa Bir Adım Daha”…

Rahatlığa doğru önemli bir atlama adımıdır. Kahpe dünyanın makus talihli köleleri için minicik bir 5 dolar gibi gözükse de gezgin refahına doğru büyük bir fark yaratır.

Büyük bir şehirde bir sanat müzesine giriş, bir mekanda kaliteli bir kafe molası ya da biraz daha rahat bir yatak olarak gezgin hayatınızı daha da renklendirmeye bir adımdır.

 

Günde 25 dolar. Yavaş yavaş “Mütevazi bir lüks” uzakta belirir.

Bu seviye anlaşılacağı üzere size daha ilave olanaklar sağlar. Bu sınırdan itibaren Güney Asya’da epey rahat bir gezginsinizdir. Motor/Scooter kiralarken pek düşünmezsiniz. İlla sokak yemeği diye ısrarcı olmamanız gereken günleriniz olur. Eskimiş, parçalanmış gezi ekipmanınızı yenileme düşüncesi başlayabilir.

Günde 30 dolar görece bir turist lüksü sağlar.

Her türlü etkinliğin parasının karşılanmaya başlayacağı sınırdır. Gezginlikle turist olma arasındaki fark çok çok ufak da olsa azalmaktadır. 

Bu sınır gezginin dikkatli olmaya başlaması gereken sınırdır çünkü yavaş yavaş ufukta beliren zenginlik artık mütavazi gezgin ahlakını test edecek varsıllığa doğru ilerlemenin başlayacağı sınırdır.

 

Günde 40 dolar üstü “Dert üstü Murad Üstü” kafası epey rahat gezgin olunur.

Güneydoğu Asya’da artık zengin bir gezginsinizdir. Herşeye kafa yormaya gerek duymazsınız.

Bu limit üzerindeki paralar kişilik testine kadar gider.

 

Yola Çıkılma Bedelleri ve Kazançlar…

İlüzyon içindeki hayatlara bakıldığında bu paralar neye karşılık gelir? Çok mu? Az mı? Kişiye göre değişir. Herkesin bütçesi değişik. Kimine büyük, kimine çerez parası bunlar.

Bu paraları düşünün bir de psikolojik yapınızı ve gücünüzü, sonra da gezmeye adım atın. Böyle bir gezide aklınıza hayalinize gelmedik değişimler sizi kucaklayacaktır. En zor adım niyet edip evden çıkmaz. Gerisinin ne kadar zevkli, baş-döndürücü ve bu kararlar sonrası kolay oduğuna inanamayacaksınız.

Yerler, mekanlar sadece sahne. Oyun sizi öyle etkileyecek ki gezerken bile değiştiğinizi anlayacaksınız.

Yukarda yazdığım gibi günlük 10 dolardan başlayıp yukarı doğru çıkan bir yelpazede Güney Asya gezilebilir. Ama bedeva değil. 10 doların da epey bedelleri var. Hem ön hem cam kenarı olmuyor yani.

Kalın sağlıcakla…