GEZGİN OLMAYA ve GEZGİNLİĞE DAİR…

  • Gezgin Kimdir?
  • Gezginin Turisten Farkı Nedir?
  • Gezginin Çantası nasıl olmalı, içinde neler bulunmalıdır?
  • Gezginin Rotası Nasıl Belirlenir?
  • Gezgin Nerede Uyur?
  • Gezginin Sigortaya İhtiyacı Var mıdır?
  • Yanında ilaç olmalı mıdır?
  • …..

Bu ve bunun benzeri sorulara yanıt arıyorsanız hoşgeldiniz!

Yaklaşık 5 yıldır tam zamanlı gezgin, yazar, bloger, uğraşır, didinir bir haldeyim. Bu arada yüzlerce değişik deneyim yaşadım. Aslında aklı selim olarak bu soruların yanıtı son derece basit. Ancak “GEZİ” veya “SEYAHAT”, nasıl adlandırıyorsanız adlandırın bazılarına bir muamma gibi gelebiliyor. Aslında herşey çok basit. Sıkıntıya mahal yok. Hele bu internet çağında.

Ben sorulara yanıtlarımı yazayım. Sizlerin ilave sorusu olursa buradan bana yazarsınız.

  • Gezgin Kimdir? Turisten Farkı Nedir?

Gezginlik hayata karşı bir duruşu olmaktır. En azından bu duruşu aramaktır. Lüksten uzak ama işlevsel olmaktır gezgin olmak. Bir arayıştır. Aradığı şeyi bulduğundaysa tadını çıkarmak, anlamak ve mütevazı olmaktır.

Gezgin sürekli olarak bir öğrenci olduğunu bilir. Üstten bakmaz ama çoğu şeyi birçok kişiden iyi özümsemiştir. Saygının 40 tarifini yaşamak, kitaplarda yazanlardan ırak kendini bulmaktır. Çevrenizde bunlarla üzeri kapalı olarak bile olsa hava atan, üstün olduğunu hissettirmeye çalışan biri varsa o gezgin değil hamlığı atılmamış, fiziki dünyada “dolanan”dır.

Gezgin, zaman kısıtı olmayan veya uzun zamanlı ve çok da belirli bir programı olmaksızın gezen kişidir. Turistik yerlere gitse de onun asıl istediği gezdiği yerdeki doğal yaşamı ve farklılıkları görmektir. Elbette dünyaca ünlü bir yere gidip oradaki önemli bir tapınağı, şelaleyi, yanardağın tepesine yapacağı yürüyüşü es geçmek olmaz. Gezgin bir arayandır, kendine sunulanı olduğu gibi kabul eden değil.

Ancak gezginlikte de seviyeler var elbete. Hiç bilinmeyeni aramak veya hiç yazılmamış bir yeri keşfetmek için bir uçta dolaşanlar veya daha yumuşak geçişle turistten farklı olup ara sıra onların yaptıklarını da yapan kişi olabilir.

Ancak kesinlikle pahalı ve lüks yerlerde uyumaz. Bütçesi kısıtlıdır. Herşeyi düşünüp ucuzunu ve iyisini bulmaya çalışır. Ekmeğin 2 kuruş da olsa ucuzunu, lokantada aynı yemeğe 10 kuruş daha az vereceği alternatifleri arar. Ancak dünyanın en iyi dalış noktası denen bir yerde o dalışa verecek yüklü parayı biriktirir. Güzel bir günbatımını seyredeceği yerde birasını bakkaldan da olsa alır. Bunlardada para hesabı yapmaz.

Turist belli ve genellikle kısa (en fazla 2 hafta) bir zaman zaman aralığında rezervasyonu belli bir yere gider. Derin para hesapları yapmaz. Zamanı kısıtlı olduğundan bir miktar fazla para ödeme onu üzmez. Zaten bütçesi buna göre ayarlıdır ve tekrar sabit hayatına döndüğünde anlatacağı hikayeleri olması ve bolca fotoğrafla mutlu olduğuna kendini inandırması için kesenin ağzı az veya çok açıktır. İşte “Turizm” denen hadise de parayı bu ufak aralıktan girerek sağlar.

Planetimizdeki ilüzyon içinde kaybolanlara göre değildir gezginlik. İlüzyondan ara sıra kaçıp nefes almaya çalışanlar “kısa süreli özgürlük firarileri”dir. Bu arkadaşlara da gerçekten saygı duyarım. Ne de olsa bir denemedir yaptıkları ve bu denemeler sonucunda sağlığına kavuşanı da vardır. Yalan dünya ile gerçeği arasındaki yolculukta kendini ve kendi gerçeğini bulmaya en yakın olandır Gezgin.

Dayatılmış düzene dışarıdan bakabilme cesaretini gösterendir. Lüks sandığı şeyleri terkedebilmektir. Anlaşılacağı üzere zor iştir. Ama denemeyenler hiç yaşamamışlardır.

Benim bu söylemlerimi bir de Şilili şair Pablo Neruda’dan dinlersek;

Yavaş yavaş ölürler / Pablo Neruda

Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler,
Yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
müzik dinlemeyenler,
vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler,
İzzetinefislerini yıkanlar
Hiçbir zaman yardım istemeyenler.

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklara esir olanlar,
her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve
değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
veya bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar
yavaş yavaş ölürler.

Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
dışına çıkmamış olanlar.
Yavaş yavaş ölürler.

 

Bunlar ilk etapta söyleyeceklerim. İtirazı olan?

Sevgi, saygı ve selamlarımla.