MALEZYA, Ekim 2017

Malezya’ya Ekim ayının başında ulaştım. Cameron Highlands olarak anılan görece yüksek bölgenin haricinde hava nemli ve sıcaktı. Malezya’daki gezi duraklarım:

  • Kuala Lumpur
  • Melaka
  • Cameron Highlands
  • Perhentian Adası
  • Ipoh
  • Penang
  • Langkawi Adası oldu.

Singapur Kuala Lumpur uçuşu bir saati biraz daha aşkın rahat bir uçuştu. Booking.com kullanarak ayırdığım Agosto Inn isimli hostel Pasar Sini mahallesindeydi ve hostelin e-posta ile anlattığı şekilde havaalanından hızlı tren ile geldim.

Aklınızda Bulunsun > SIM KART ALIN!

Bence 2017 yılı itibarıyla (gelecekte sistemler değişmezse) her gittiğiniz ülkede bir SIM kartı alın. Akıllı telefon uygulamalarının ve haberleşmenin etkin olması için 5-10 Amerikan dolarını aşmayacak bu kartları her ülkede edinebilirisiniz. Bazı ülkelerde o numara kendini iki üç yıl sonra iptal ediyor. Bazıları ise uzun süreli.

Bir de Japon bir gezgin tüm dünyada geçerli bir karttan söz etti ama fiyata bakınca “Her ülkeden almak daha mantıklı olabilir.” dedi. Aklınızda bulunsun.

  • Malezya’da BEDAVA SIM kartınızı Havaalanından alın

Malezya’da bir SIM kartınız bulunsun. Bu SIM kartı da Kuala Lumpur havaalanındaki mobil telefon dükkanlarından alabilirsiniz. Öncelikle Acil durumlarda bir iletişim kanalınız açık olsun. GRAB-UBER gibi taksi veya yol iz bulma için harita programları ile whatsapp veya diğer haberleşme uygulamaları için wi-fi aramak zorunda kalmayın.

  • Kuala Lumpur…

Kuala Lumpur’da çok zaman geçirmedim. Tabir yerindeyse kentte öylece dolandım diyebilirim. Pasar Sini’den kalkıp şehrin merkezinde tur yapan bedava bir otobüs var. Ona atladım. İndim. Yürüdüm. Sağa sola bakındım. Singapur sonrası öylece zaman geçirip biraz sakin tempoda dolandığım bir yer oldu Kuala Lumpur. Bir gezgin için 3 gün yeter de artar bile. Kuala Lumpur İngilizce kısaltmasıyla “KL” olarak anılıyor ve konuşmalarda böyle geçiyor.  

Adı bende çok afilli bir etki yaratsa da fazlaca bir heyecan yaratmadı. Elbette yeni bir ülke görme heyecanı vardı ama bu şehirde çok da fazla zaman geçirmeyi istemedim. Petronas Kuleleri denen ikiz kuleler, onun önündeki bahçeler, her Güney-Asya ülkesinde göreceğiniz Çin Mahallesi (Chinatown), beni gitmediği BUDA heykelinin bulunduğu dağın içine gömülü tapınak bölgesi “Batu Mağarası” vs. Ayrıca benim gitmediğim gökdelen otellerin teras katları ve gece kulüpleri aklınızda bulunabilir. Gökdelen tepesinden ağız sulandıran havalı fotoğraflar çektirmek için bu kulelere tırmanmadım. Galiba bir miktar da para ödemeniz gerekiyor bu yerlere ulaşmak için. O an için turistik geldi ama gezginlerin fotolarını görünce hoşuma da gitti.

Ben oradayken Singapur’da da gördüğüm Deepavali Festivaline rast gelmek eğlenceliydi. Işıklı ve renkli festival. 

KL sonrası TBS adını verdikleri terminalden iki saatlik otobüs yolculuğu ile tarihi ve sevimli “Melaka” kentine geldim.

  • “Melaka” veya “Mallaca”…

Melaka’da Cuma-Cumartesi-Pazar günleri gece kurulan gerekli-gereksiz herşeyin satıldığı “Night Market (Akşam Pazarı)” canlı ve eğlenceli bir etkinlik.

“Old Town (Eski şehir)” bölgesindeki 5 Kişilik küçük hostelim “Ole Lavanderia Cafe”ye varır varmaz akşam pazarını görmeye gittim.  Eğlenceliydi. Sokak yemekleri yedim, Çin işkencesi veya eğlencesi modunda Çince karaoke yarışmalarını seyrettim. Şehrin sokaklarını arşınladım gece boyunca. Hostele döndüğümde niyetim erkenden yatmaktı ama Fin arkadaş ve otel sahibi Çin kökenli Malezyalı Sam ve sonra katılan Mırlı Hussam ile başlayan viski muhabbeti saat 03:30’da bitti. 

Uzun gecenin ve üç aylık yolculuğun verdiği yorgunluk ardından Melaka Günleri ağır-çekim ile yaşadığım günler oldu. Melaka’da “Dutch Square”, “St. Xavier Kilisesi”, nehirboyu yürüyüşleri, gece pazarı, deniz kıyısındaki “Masjid Selak” Camii ve “Hint Mahallesi (Indian district)” dolaştığım yerler oldu. Melaka içinde dolanmak güzldi. Turist ve tatilciler için önerimdir. Kuala Lumpur’da kalıp kapitalist ve globalist yanılsamalar ile vakit kaybedeceğinize gezi listenize mutlaka Melaka’yı ekleyin.

Nemli ve Sıcak Hava pek bana göre değil…

Asya gezimde aklımda kalacak konulardan biri “Sıcak” ve daha etkili olanı sıcakla birlikte hissedilen “Nem”. Benim için zorlayıcı oluyor. Bir de buralarda hafif baş ağrısı, halsizlik veya hasta hissederseniz bilin ki bunun asıl nedeni su eksikliği. Her zaman içtiğinizden mutlaka fazla su için. Su içme konusu her daim önemli ama buralarda hayati diyebilirim.

  • Cameron Highlands

Sıcak ve nemli ama sevimli Melaka’dan sonra Cameron Highlands’in serince havası cennet gibi hissettirdi. Burada sadece bu hava yüzünde başka bir beklenti ve arayışta olmadan günler geçirdim. Doğası fena değil ama çıldırtmaz insanı. Görülmeğe değer. Ama havasının verdiği rahatlık biraz Avrupa iklimi özlemi gidertir bu Asya sıcağı ve neminde.

Bir İngiliz’in geçtiğimiz yüzyılın sonunda Malezy’da kendine saklı cennet gibi oluşturduğu dantela gibi çay tarlalarının mekanı burası. Turistik bir biçimde pazarlanırken çay üretimi de yapılan bir yerleşim yeri Cameron Highlands. Etrafta tropik ormanlar ve şelaleler olsa da bu tip yerler için Taman Negara gibi yerlere gitmeniz gerek bence. Son 20 yılda yoğun seracılık faaliyetleri de başlamış. Dağ taş sera. Pek de sevimli değil bu hali ama tabii belli ki ticari getirisi güzel olduğundan doldurmuşlar her yeri. Yok Kelebek Bahçesi, yok böcek sergisi, yok Çilek Çiftliği, çilekli çukulata derken Allahtan kelebekli-böcekli çikolata seviyesine henüz ulaşılmamış. Turistik ama vakit geçer anlayın işte. Argo tabiriyle gideri var. Havası nefes aldırır en azından.

Cumartesi ve Pazar günü trafiğinden kaçının (mümkünse)!…

Cameron Highlands’e gelen yollar virajlı. Yer de pek popüler olunca haftasonu için açık hava AVM modunda. Büyük yerlerde deliren Malezyalılar güya doğal diye buraya akın ediyorlar. 10 km yol 2 saate yakın sürrse şaşırmayın. Ya da gezinizi Pazartesi-Cuma arası yapın buraya mümkünse. Ben vakit kısıtım olmayınca bu hesapları yapmıyorum ama kısıtlı zamanda olanla bu anlamsız trafikte boşuna can sıkıntısı yaşamamalı.

  • Perhentian Islands…

İki “Perhentian” var. Biri büyük biri küçük. “Keçil” diye söylenen kelime küçük demek. Ben bu küçük Perhentian Adasında kaldım. Sırtçantalıların duraklarından biri bu adalar. Adaya yerel ve çok hızlı fazlaca hoplayıp zıplamalı süratli teknelerle birbuçuk saat civarında geliniyor.

Ekim ayının ortasıydı ve Ada muson mevsimi nedeniyle kapatılmadan bir hafta on gün önce bu adayı gezdim. Fiyatlar Malezya genelinin çok az üzerinde olsa da makuldü. Arkadaşlıklar, plaj keyfi, günbatımları. Güzel geçti Perhentian günlerim.

Müthiş Snorkel…

Hava doğal olarak burada da nemli ve sıcak. Hele beni deli eden sivrisinekler çok can sıkıcı. Ama hayatımdaki en güzel şnorkel deneyimlerinden birini bu adada yaşadım. Yakın yerlere giden günlük turlar bunlar. Hatta iki ada çevresi. Yani çok çok uzaklara gidilmiyor, gerek de yok zaten.

Capcanlı sualtı, yüzlerce değişik tip balık, her çeşidinden mercan resifleri, ufak köpekbalıkları, rengarenk sualtı. Tek kelime ile harikuladeydi. Gezi de 8-10 Amerikan doları gibi oldukça makul fiyatlara. Zaten tekne sizi 5-6 snorkel yerine götürüyor. İnanın scuba dalıştan daha iyi diyebilirim. Bu arada bu adada scuba dalış da ucuza bulunabiliyor 20-30 Amerikana doları arası bir dalış ücreti bulmak mümkün. Pazarlık da olur.

Burada sırtınızn ciğer gibi kızarmaması için tüm tedbirlerinizi alın. Görüntünün cazibesi kendinizi kaybettiriyor. Aman dikkatli olun. Bol güneş koruyucusu hatta ıslak elbise veya en azından tişört hatta uzun kollu…

Neden Türk Parası Yazmamaya Başladım…

Dört-beş yıl önce dünya turuma başladığımda 1 Amerikan doları 1.50 TL civarındaydı. Çok zenginleştik süper ekonomi olduk ya bugün bu oran 1’e 4 TL sınırında veya siz bu satırları okurken bnerede olur bilemem. Dileğim paramızın güçlü olması. Gezmek için hep çok para gerekmediğini söylüyorum ama parasız da gezilmiyor. Bu ufak değişimler de dünya gezisi vs yapıyorsanız ve birikiminiz TL ise ciddi bir sorun oldu bu günlerde (Kasım 2017). İşte bu nedenle daha sabit değeri olan birimlerle ifade edeceğim, maalesef ve üzülerek. 

Sivrisineklere Dikkat!!!

Ben sivrisineklerin sevdiği biriyim. Oldukça rahatsız oldum bu adada. Yapacak pek birşey yok. Böceksavar koruyucu krem, sprey ne varsa kullanmak zorundasınız.

Perhentian’dan Nasıl Ayrılınır?

Bir sonraki durağınızı önceden planlayın ve biletinizi buna göre alın. Bu adadan sahile geldiğiniz kentin adı Kuala Basut ve plansız olursanız çok parlak bir ulaşım noktası olmayabilir. Buradan ayrılıp rotası kuzeyli olanlar genelde otobüsle Penang’a gidiyor ama bu otobüsler genelde dolu. Sabah ve gece olmak üzere iki sefer var. Biz genç bir grupla Penang’a gidemeyince tekrar Cameron Highlands’e minibüs ayarladık. Pazarlıkla kişibaşı 35 Amerikan doları tuttu. Gezgin için sorun değil ama turistler dikkat etsin. Tekrar Cameron Highlands’e gitmek de ferahlatıcı oldu bana.

Bir başka bahara kalan yerler…

Malezya’da “Tioman Adası” ve Miili Park anlamındaki doğal tropik orman bölgesi “Taman Negara”yı bir başka bahara bıraktım. Aklınızda bulunsun.

  • Ipoh…

Ipoh Malezya’nın Kalay (Tin) madeni yatağı ve tarihi bir kent. Penang’a gelirken 8 saatlik bir aralık ayırıp bu kenti gezdim. Otobüs terminalinden 50 sente şehre giden otobüs var. İkinci katın hemen dışında. Taksici uyanıklara para kaptırmaya gerek yok. Sizi şehirde indirdiği eski bir yerel otobüs terminalinden yine aynı otobüse binip dönebilirsiniz. 

Eskiden kalay ile ünlene nşehir bugünün turistik gezi noktalarından biri. Tarihi kolon dönemi mimarisi, Çin geçmişi ile güzel bir yer Ipoh. Benim en hoşuma giden ve o dönemden kalma hala kullanılan tren garı görmeye değer. Lokantlarında leziz ve buraya özel Çin yemeklerini tatmalı, kahvesini içmeli insan.

Tren Yolculukları…

Tren garını gezerken Malezya’nın neredeyse tümünü kapsayacak batısında ayrı doğusunda ayrı noktaları olan tren yolculuk levhaları çok çekici bir deneyim. Gelirsem bir dahaki sefere bu tren yolculuklarını yapacağım. Sizin de aklınızda bulunsun.

  • Penang ve Georgetown…

Penang, Malezya’nın Taylant’a geçmeden evvelki son geçiş noktalarından biri. Kentin içindeki Gerogetown da sırtçantalı veya turistlerin kaldığı bölge. Penang demek turist için Georgetown demek. Zaten çok yakın hatta Penang’dan bir feribot ile kısa sürede ulaşılıyor buraya.

Büyük bir Çin ve Hint etkisi var. Çin kökenli Malezyalılar çoğunlukta.

Mimarisi koloni, Çin, Avrupa izlerini çok açık sergiliyor. Güzel binalar var bu döneme ilişkin ve dönüştürülmeleri de koruyucu bir yapıda olmuş. Görmeye değer. Hele bazı hostel, otel veya restoranlar tam anlamıyla 200 yıllık koloni kültürü ve tarihini alatıyorlar.

Sokak Yemeği veya Yemek…

Penang için “Malezya’nın yemek başkenti” tabirini kullanıyorlar. Bu ünü hak edecek bir çeşitlilik ve lezzet var. Bir de batı usulü turistik seçenekleri de koyunca “Ye- İç-Dolaş” kenti Penang. Çok sayıda değişik sokak yemeği denedim. Pek yanıltmayan keyifli lezzetlerdi. Bunların çoğu da Çin kökenliydi. Hint tarzı da güzeldi. Malezya yemekleri benim için yenebilir seviyede ama damak olarak Çin ve Hint karışımlarına daha yatkınım.

  • Langkawi Adası…

Penang’dan bir tekneyle Langkawi Adasına geldim. Turistik bir ada burası da. Ucuz bir hostel buldum ve iyi vakit geçirdim.

Langkawi’de teleferik ile dimdik dağa tırmanıp adanın görüntüsünü izlemek isterken havada yarı yoldayken neredeyse aniden bastıran fırtına heyecan yarattı. Günlük tekne turu ve güzel plajlarda yüzmek iyi geldi. Kısa ama çok derin bir sohbetimiz olan sevgili Selçuk Köksal ile tanıştım. Pakistanlı üç mühendis, Fransız, Fin ve İngiliz arkadaşlar ile sohbetler…

“Gezgin Gürcan’ın Sesli Hikayeleri” Radyo Programı (Borusan Klasik)…

Uzun zamandır dostum Tantanalı Huşu ile konuştuğumuz dünya turumdaki seyahat hikayelerimi, anlarımı anlatacağım bir radyo programının başlaması Langkawi’ye kısmet oldu. Radyo Borusan Klasik’ye yayınlanmaya başlayan 5 dakikalık kısacık program gezi içinde bana ayrı bir mutluluk ve heyecan verdi. Mutluyum. Uzun yıllardır aldığım ses kayıtlarının sadece bana kalmayarak paylaşılacak olması benim için önemli ve keyifli bir adım.

Malezya’dan Ayrılış…

Tayland’a buradan tekne ile gitmeye karar verdim. Önce SATUN’a gidecek oradan da aynı biletle ödediğimiz iki minibüs değiştirip Tayland’daki ilk durağım Koh Lanta’ya ulaşacağım.

Malezya ile ilgili son sözlerim…

Tersi söylense de Malezya bana Endonezya’dn ucuz geldi. Bunda burada fazlaca turistik etkinliklere katılmamam da etkili oldu tabii ki.

Malezya ÇOK TEMİZ… Bu temizlik takdire şayan. Şehirler arası yollar dahil tertemiz. Endonezya sonrası iyi geliyor.

Adalar dahil ölümcül bir internet sorunu yaşamadım. Aile ve dostlarla haberleşmek için yeter de artar. Bloğa resim yüklemek ise biraz sıkıntı olabiliyor.

Eksik kalan yerleri görmeye yeniden gelmeyi düşünürüm.

Teşekkürler Malezya! 

Yarın 01 Kasım 2017 ve Tayland’a doğru yola çıkıyorum.

Koh Lanta Adası ilk durağım olacak.