TAYLAND

Kasım 2017

Tayland az vakit geçirmeyi düşündüğüm ama uzun süre kaldığım bir ülke oldu. Güneydoğu Asya ülkeler gezime aşağıdan yukarı devam ettiğimden Malezya’dan yukarı ulaştığım Güney Tayland ilk bölgeler oldu. Tropik adalar ve turistik bölgeleri dolaştım burada. Kamboçya devamında bir kez daha bu ülkeye gelip Kuzey Tayland’da Chiang Mai ve civarını da keşfetmeyi düşünüyorum. Ancak şimdiye kadar olan duraklarım;

  • Koh Lanta
  • Koh Phi Phi
  • Phuket
  • Bangkok

Bu arada; “KOH” Tayland dilinde “Ada” demek, “WAT” da “Tapınak”. 

  • KOH LANTA

Koh Lanta’da Slacklines Hostel’de 12 gün geçirdim. Arkadaşlıklar ve istitahat isteği bunda etken oldu. Bu uzun süreli gezide bazı zamanlar durmay ihtiyaç oluyor. Koh Lanta Güney Tayland düşünüldüğünde sakin bir bir ada. Adanın batı kıyısı boyunca bir çok plaj var. Plajların hemen önü kalınacak değişik kalitede bir çok konaklama tesisine sahip. İster basit bungalow’lar ister temiz odalı oteller, isterseniz de lüks yerler. Hepsi bu sahil boyunca uzanıyor. Deniz, kumsal, restoran ve oteller sonrasında bütün sahil boyunca uzanan bir ana cadde var. Bu cadde sonrasında ise adanın içine ve doğu sahiline uzanan yollar, köyler, sakin konaklama seçenekleri de mevcut.

Adada Ulaşım…

Koh Lanta scooter kullanmayı biliyorsanız ideal bir yer. Mesafeler görece uzun olsa da keyifle gezilir. Tuk-Tuk veya taksi başka seçenek. Bense kaldığım hostel önünden el kaldırdığımda her sefer yardımsever biri anayola doğru ulaştırdı beni. Slacklines Hostel biraz mesafeli de olsa bu otostop ve samimi Koh Lanta’lıların yardımıyla rahatça ulaşımımı sağladım.

Yalnız Batılılar…

Özünde herkese uzak duran batılı kişilikler için scooter ideal ve onlar da böyle yapıyorlar zaten. Batılı kültür ve Hostel ayrı bir başlıklı yazım olacak ilerde. Hostel genç ve az paralı batılılar için biraz zoraki bir sosyalleşme deneyimi. Yoksa neredeyse hepsi özel odada ayrı yaşamak istiyor ama dünyayı gezmenin de bir bedeli var ve maddi bedeller bu arkadaşlar için önemli.

 

SLACKLINES Hostel…

Yeni kurulan bu hostel Long Beach sahili hizasında ve yoldan 1 km kadar içerde. Önünden sizi doğu sahiline götüren bir yol/cadde geçiyor. Old Town’a bu yoldan ulaşılıyor. Bu yol işlek olmasa da orman içi sessizliğini bozan tarfik oluyor bazen. Bunu sıfır veya mutlak sessizliği esas alarak söylüyorum. Yoksa son derece huzurlu.

Sudan ucuzdu. Bu bölgede genel iki mevsim var. Yağmurlu ve yağmursuz. Yağmursuz olunca mevsim başlıyor. Mevsimin hemen öncesinde yani 1 Kasımda buraya ulaştığım için ve yeni kurulmakta olan hostelde kaldığımdan çok ucuza geldi. 250 Baht (30 TL) bungalow’a verdim. Sonra da dormitory yani ranzaların bulunduğu yatakhanede kaldım 150 Baht (15 TL). Her iki yatakta da sivrisinek için cibinlik vardı. Çok rahat ettim. En az (minimum) bir donanım ama temiz bir ortamda kaldım. Kamp havası vardı daha ziyade. Çok rahattı.

Hostel sahibi 28 yaşındaki İngiliz Jon ile arkadaş olduk. Hosteldeki ekiple de. Gerçi her oyunda onları yenip sinir etsem de “I am sooo Goood!” dememe alıştılar ve hep birlikte çok eğlendik.

Slacklines cambaz misali iki ağaç arasına çekilmiş gergin yürüme bandı. Tam bir sportif egzersiz ve denge çalışması ve hiç de basit değil. Meftunu olan genç sayısı da oldukça fazla. Bir de havuzun üzerinde slackline var o da tam bana göre. Cumburlop havuz…

Thai ve Çin Budizmi…

Aralarında farklılar olsa da Budizm’i yaşıyorlar. Adada bir Çin Budist ayini veya kutlamasına denk geldim. OLd Town’daki ayinin davul ve ziller eşliğindeki coşkulu ve garip ritüelleriyle birlikte yaptıkları seromoniyi keyifle izledim. Radyo Borusan Klasik’teki “Gezgin Gürcan’ın Sesli Hikayeleri” programımızda da bu anları taze taze anlattım.

Sakin Koh Lanta…

Koh Lanta’ya uyum sağlayıp keyif almak için uzmanlığa gerek yok. Herhangi bir plaja gidin, yüzün, güneşlenin veya hemen kumsal sonundaki cafelerde  bambu veya hazırlar altında kitap okuyun. Pek zor olmadığını göreceksiniz. Yemek için genelde sokak tezgahlarını tercih ettim. Hem çok ucuz hem lezzetli oldu. Güney Tayland turizme çok istekli olduğundan her türlü batılı yemeği bulabileceğiniz restoran ve kafeler mevcut. Bunların arasına serpiştirilmiş yerel dükkanlar. Ada yıllar içinde tropik kasabalıkan turizm merkezine dönmeye çalışıyor. Her yerde inşaat faaliyeti ve bir sürü beton bina oldukça sevimsiz olsa da yine de tatil için uygun mekan.

 

  • KOH PHI PHI

Koh Phi Phi küçücük bir parti adası. Daha çok eğlenmek için deli olup kanı kaynayan tayfanın mekanı. Bu tür yerlerisirk olarak tabir ediyorum. Sirk görmenin benim de hakkım olduğunu ve bir iki gün katlanabileceğimi düşündüğümden Phi Phi’de bir gece konakladım.

Koh Lanta’dan Koh Phi Phi’ye tekneler ile geliniyor. Aynı tekne sizi bırakıp Phuket’e de devam ediyor. Koh Lanta Koh Phi Phi bileti 300 Baht. Tekne 1,5-2 saat civarında Phi Phi’ye ulaşıyor.

Gırtlağa kadar turizm dedliliği. Bir de zümrüt plajlar, Leonardo Di Caprio’nun oynadığı “The Beach” filminin çekildiği Maya Plajı da içinde olduğu civar ufak adalar eklenince “Kısa Süreli Özgürlük Firari”leri için mutluluk kaynağı. Geceleri gençlerin parti çılgınlıkları, göstermelik Thai Boks maçları ve onlarca restoranıyla gürültülü bir Marmaris Barlar sokağı veya Bodrum merkezin küçük ölçekte tropik bölgeye oturtulmuşu.

Benim için iki gündüz bir gecelik olduğundan eğlenceliydi. Daha fazlası parti çılgınlarına ve kalabalık sevenlere göre. Koh Lanta’dan teknede sohbete başladığımız Alman çift Jessica ve Uwe ile ilk günü birlikte geçirdik. Çok keyifli oldu onlarla muhabbet ve yaptıklarımız. Onlar Koh Lanta’ya dönünce ben de adada dolaştım, yemek yedim, yeni arkadaşlar edindim. Balık terapisi için ayaklarımı suda 15 dk bekletip ufak ağızlarıyla ölü derileri yiyen dostların temasıyla gıdıklanmak, Thai Boks maçı izlemek, Brezilya’lı blog yazarı Carol ve kocası ile muhabbet gibi birçok etkinlik yapıp deliksiz bir uyku çektim. Ana sokakaki hostelime de 400 Baht (40 TL) vermem yetti. Ancak bu adada geceliği bin TL’ye varan yerler de bulmanız mümkün. Emin olun sabah aynı yerde kahvaltı edip, aynı denize girdik. Seçim sizin.

 

  • PHUKET

Ertesi gün de Phuket’e geçen tekneye binip yine 1,5-2 saat arası bir deniz yolculuğuyla Puket’e geldim.

Burada Patong bölgesinde kalmayı seçmiştim. Sudan ucuz ama tertemiz ve hizmeti çok iyi “Patong Studio Apartments” beni misafir etti. Patong ve Phuket’in geneli vıcık vıcık turistik. Sirk gezim devam etti anlayacağınız. Olsun, buranın tüm gerçeklerini görmek istedim.

Phuket’teki odamda harika insanlarla tanıştım. Genç Rus çift Kirill ve Lily, Japon Totsue, Fransız çingenesi Kenzo, Arjantinli genç yazar ve gezgin adayı Pablo, barmenlik kursu alan İtalyan Robert sadece bazıları… Saatlerce sohbetler. Patong plajı, Karon Plajı ve tarihi “Phuket Town”.

Türk restoranı Sultan’ın idarecisi Türkmenistanlı Maksat, otel müdürü Volkan, daha üç ay evvel faaliyetine başlayan “Phuket Türk” restoranında Tolga ve şef Adil abi. Turist Türk arkadaşlar.

Phuket büyük bir turist merkezi. Her batılı alışkanlığına uygun. Tayland’a özgü sokak yemekleri de var bolca. Ama hepsi turistik sonunda.

Burada dikkat çeken klasik görüntü koca göbekli 65+ Alman amcalar ve onların kendilerine görece genç Thai kadınları. Yollarda her yer Rus. Sahilde satış yapan tezgahların neredeyse tümünde Rusça menüler ve yazılar. En keyif aldığım zaman Karon Plajında Rus arkadaşlar ve Alman amcayla oynadığımız plaj voleybolu oldu. Alman abi “voleybolcuyum” açıklamamı yeterli görmemiş olmalı ki yaşı ve Alman kültürü kapsamında bana topu atıp “on kez manşetle topu at tut da göreyim” dese de birinci set sonrasında gidiyorum dediğimde “kal kal oynayalım daha diyordu”. İnsan ve kültür manzaraları…

Bu kadar Phuket yetti de arttı bile. Bir zamanlar çok güzelmiş, eminim….

 

  • BANGKOK

“One night in Bangkok, na na na nay, na na na na na na na” Olmadı değil mi o zaman aşağıdaki şarkı eşliğinde bakın resimlere veya bloğu okuyun o halde.

 

Burada çok çok mutlu oldum. “Ne var?” derseniz; benim hislerimle 20-30 yıl evvelin İstanbul’u var Bangkok’un içinde. 1980’lerde İstanbul’da dolanmaya benzer hisler. Artık ne büyük kentleri seviyorum ne de kalabalıkları, ancak Bangkok başkaydı. Kısa süreli burada olmamın da etkisi var tabii mutlaka ama bayıldım Bangkok’a. Kaldığım yerler, eski halk otobüsleri, sokak tezgahlarında yemekler, kendine özgü yoğun yaşantısı, metrosu… Bana çok şey anımsattı ve çok keyif aldım Bangkok’dan.

Gezdiğim temel yerler; geçen yıl (2016 Kasım) hayata veda eden kralın Krematoryum ve anıt mezar alanı, Wat Pho (Reclining Budha Temple), Royal Palace, Lumpini Parkı, Çin Mahallesi, nehirde tekne ile ulaşım, uzuuuun otobüs yolculuklarıyla şehri film gibi izleme, Sukhumwit… Yine geleceğim Bangkok’a ve yine gezecek bir sürü yer bulacağım.

Tapınaklar kenti Bangkok. Saat 19:00’de kapanan “Reclining Budha” Wat Pho tapınağında el ayak çekildikten sonraki dolaşmamı, çektiğim fotoğrafları ve öylesine oturup etrafı seyrettiğim anlarımı unutmayacağım.

Bangkok’da o kadar çok fotoğraf çektim ki ayrı bir bölüm yapmayı düşünüyorm uygun olduğumda. Burada sadece tadımlık Bangkok olacak.

Bulanık sulu “Chao Phraya” nehrinde “long boat” adı verdikleri ince uzun teknelerle yolculuklar harika geldi ruhuma. Bu mevsimde sıcaklık çok ölümcül değil deseler de bana sıcaktı Bangkok. Ancak güneş yüzünü kaybetmeye başladığında da harika bir yaz akşamı havası vardı Aralık ayının ilk haftasında. Sıcak geldi ama o kadar mutluydum ki, yürümedim uçtum Bangkok caddelerinde. Murray Head’in parçasındaki tınıyla ama benim için “5 nights in Bangkok, …….” 

Bugün Kamboçya Siem Reap yollarına doğru devam ediyorum. Kamboçya keşfi ne kadar sürer bilemem ama sonrasında yolum ya Vietnam’a ya da tekrar Bangkok’a dönecek. O zaman da “One night in Bangkok” bir daha.

Görüşmek üzere

(03 Aralık 2017, Bangkok)