VİETNAM

Güneydoğu Asya gezisinde ilk defa havanın soğumaya başladığı yer Vietnam oldu. Bu nedenle Da Nang’ın kuzeyine çıkmadım. Hanoi, Halong Bay ve Sapa bir başka bahara kalan bölgeler oldu.

Vietnam Duraklarım…

  • Ho Chi Minh City (HCMC) – (eski adı; Saygon)
  • Dalat
  • Boun Ma Thout
  • Kon Tum (and surround villages)
  • Da Nang
  • Hoi An
  • Hue

4 ayın sonunda Vietnam…

Güneydoğu Asya’da 4 ayın üzerinde zaman geçirdikten sonra Vietnam’a ulaştım.

Vietnam’a Kamboçya’dan kara sınırından geçerek girdim. Yeşil pasaportu önce anlamasalar da kısa süre içinde giriş yaptım. Girişte sadece basit bir form doldurmam yetti.

Vietnam öncesi; Endonezya, Singapur, Malezya, Güney Tayland, Bangkok ve Kamboçya’yı dolaşmıştım… Bu değişik bölgeleri anlamaya hissetmeye, öğrenmeye çalıştım.

Kendimi biraz yorgun hissediyorum ma önümde keşfedecek; Vietnam, Myanmar ve Laos beni bekliyor…

 

Kararlılık Göstergesi Bir Ülke olan Vietnam’a Geliş… 

Kamboçya’nın güneyindeki Koh Tongsay (Tavşan Adası-Rabbit Island)’daki yüme ve bir iki günlük dinlenme sonrası Vietnam’a geçmeye karar  verdim. Güneydoğu Asya keşfi Vietnam’dan devam edecekti.

Bu Güneydoğu Asya gezisinin başında Kuala Lumpur’daki Çin kökenli yaşlı bir Malezyalı “Vietnam göreceğin bütün Güneydoğu Asya ülkelerinden farklı olacak. Oranın daha fazla Çin etkisi altında olduğunu göreceksin” demişti. Bakalım deneyimlerim ne gösterecekti.

Kamboçya’dan Sınır Geçişi...

Kamboçya’nın Kep kentinden Vietnam’ın eski başkenti Ho Chi Minh, nam-ı diğer Saygon’a bir “Sleeper” otobüs bileti aldım. Kep’ten bizi Vietnam sınırına götüren sürücümüz bizle birlikte Vietnam sınırını geçti ve bizi otobüse götürecek servis aracını bekledi. Bizi bu araca bindirdiğinde görevi bitmiş olarak geri dönüyordu.

Noel yaklaşıyordu. Sınırı birlikte geçtiğimiz Hollanda’lı gezgin bir Tayfun’un gelmekte olduğunu ama sınır sonrası Vietnam Adalarından birinde noeli geçirmek istediğini söyledi. Tayfun ve Ada pek parlak ikili değillerdir. O ise oldukça kararlıydı.

Vietnam’ın “Yataklı Otobüsleri (Sleeper Buses)”…

Vietnam ile ilgili şimdiye kadar gördüğüm ülkelerden farklı ilk deneyimim bu yataklı otobüsler oldu. Resimlerinden de göreceğiniz gibi üç sıra halinde otobüsün başından arkasına kadar uzanan ve ranzalı  bu otobüsler rahat gözükse de 1.88 boyundaki benim gibiler için rahat bir ulaşım olduklarını söylemek mümkün değil. O yüzden hiç yerimde yatmadan otobüsün en arka ve üst sırasındaki 5’li bitişik yatağı olan üst tarafta ayaklarım koridora çıkacak şekilde ancak yolculuk edebildim.

Tüm güneşli, sıcak ve nemli günlerden aylardan sonra Vietnam beni yağmur ve bir miktar serinlemeye yüz tutmuş havayla karşılıyordu. Geçtiğimiz yollar birbirini takip eden bir paterne sahipti. Yataklı otobüsün üst katından çok rahat bir görüntüm olmasa da birbirini tkip eden kasabaları sol yanda yola paralel nehri ve sağ tarafta yola ve diğer nehre dik kanalları geçiyorduk sürekli. Yol kenarında dükkanlar ve evler ardı sıra devam ediyor bu yeknesak görüntü 100 km’den fazla bir mesafede biteviye sürüyordu. Bu his otistik his uyandıran devam eden bir ezgi gibi sürdü gitti. Hava kararmıştı ve çok da uzun olmayan bu yolculuk sıkıcı otobüs yoculuklarından biri olarak devam ediyordu.

“NO ENGLISH ZONE” ve İletişimde Yaşanan Güçlükler…

Otobüsümüzün hava karardıktan sonra verdiği molaya inerken şoför o ilk anlarda anlayamadığım hatta kaba denebilecek bir tavırla cep telefonuna yazdığı ve İngilice’ye tercüme edilen mesajla zamanında otobüste olmamızı söylüyordu ancak gerçek anlamda iletişim koca bir SIFIR’dı.

Molada birşeyler yemek için karar vermek ve bunu garsonlara anlatmak başka bir sıkıntı oldu. Anladım ki “İngilizce Yok” bölgesine girmiştik. İşin kötüsü insanların mimik ve jestlerini de anlayamamaktı. Gerçi genç Vietnamlılarda bir iletişim gayyreti vardı ama kesinlikle yeteri değildi. Yanımdaki Japon görünümlü Brezilya’lı arkadaşım Mitsui’de aynı sıkıntıyı yaşıyordu. 

Bu iletişim ya da iletişe-me-yişim üç aşağı beş yukarı tüm Vietnam gezimde bu biçimde cereyan etti. Bazı entelektüel Vietnamlılar, gençler veya turizm acenteleri dışında bu zorluklarla devam etti. Ocak 2018 deki bu deneyimim için özellikle kırsal Vietnam’da İngilizce’nin hiç de işe yaramadığını söyleyebilirim. Globalizm temsilcisi yılışık, cıvık turizm acentalarının yetersiz de olsa var sandıkları İngilizce yalnız gezeceğiniz Vietnam’da size fikir verir ama halka karışıp kültürü diğer ülkeler gibi yaşamak daha ziyade pek de anlayamacağınız bir pantomim ile gerçekleşir.

Ayrıca dile yatkın biri olmama karşın belki bazı duyma problemleri belki de gerçekten Vietnamca’nın telaffuz zorlukları beni bu dil karşısında çaresizlik hissiyle kapladı. Ben yine de sessiz, pantomim de olsa kalpten iletişim kurabildiğim kadarıyla Vietnamlıları sevecektim ama bu biraz zaman alacaktı.

Herşeye karşın gece yarısında yaklaşan bir saatte Japon görünümlü Brezilyalı Mitsui ile Ho Chi Minh’e varmıştık. Benim rezervasyonum yoktu. Onun rezervasyonlu olduğu “One Day” isimli hostelde yer vardır diye düşünsem de 5 dolarlık ucuz fiyatı, noel öncesi olması nedeniyle yer olmayınca yan sokaktaki geceliği 9 dolar olan başka bir hostele yerleştim.

Mitsui ile hemen meşhur yemek sokaklarından birine dalıp Noel gecesi insanların eğlenmesini izleyip biraz dolaştıktan sonra yemeğimizi yedik. Yolculuk sonrası yorgun olarak çok da geç olmadan bizi yağmurla karşılayan Vietnam’da ilk geceki hostelime döndüm.

 

HO CHI MINH CITY – HCMC…

Doğrudan şunu ifade edeyim ki (bu ilk ziyaretimde) Ho Chi Minh’i sevemedim.

Aramızda uygun olmayan bir şey vardı. Her an kavga etmeye hazırdık. Bu şehirde iki kez gerginlik yaşadım. Bu şehirde hoşlanmadığım bir ortam vardı. Yoğun motor trafiği, bana kaba gelen insanları, havası, gerçekten sorunlu hostel çalışanının tavırları, yorgunluğum her neyse bu şehir bana hiç uymadı. Eğer yayla (Highland) Vietnam’a gitmeseydim, bu güzel ülkeyi pek de hoş hatırlayacak anılarım olmayacaktı.

Ho Chi Minh’i sevmeyi ve orada sevecek birşeyler bulmayı bir sonraki sefere bıraktım.

Vietnam’daki Çılgınlık Ötesi Motor Trafiği (özellikle Ho Chi Minh) 

Motor trafiği değil de Motor Nehri demek daha doğru bence. Taa uzaklardan büyük bir güruh halinde gelen bu motorlar bir nehir gibi akıyorlar. Hatta sel gibi demek daha doğru olur. Güneydoğu Asya motor cenneti ama Vietnam bunun en azılı öreneği oldu benim için. Bir de bakımsız motor ve scooter sayısı çokluğu dikkat çekici. Vietnamdaki motor trafiğinin ne denli yoğun olduğunu hayal bile etmek güç. Bu deli motor trafiğini görmeniz, yaşamanız lazım. Endonezya’daki turistik Bali Adasındaki trafiğin üzerine motor trafiği olmaz demiştim, Vietnam bu düşüncemi hatalı çıkardı.

Seyahat Önerisi-İpucu

  • Ho Chi Minh’de GRAB Kullanımı

GRAB uygulaması HCMC’de çok iyi çalışıyor. Özellikle de “Grab Bike”. Taksi yerine her yere bu motor arkasında yol aldığım ulaşım şeklini seçtim. Harikaydı. Grab kullanan taksilerin bile 1/3 veya 1/4’üne ulaşan oranlarda hesaplı oldu bu motor taksiler. Sizin için yanlarında taşıdıkları uyduruk da olsa kaskları da var. Vietnam’da Da Nang kentinde de çok kullandım.

  • Telefon Kartı…

Tabii “GRAB” veya “Google maps” gibi uygulamaları kullanmak için Güneydoğu Asya’da her ülkede yaptığım gibi SIM kart alıp kullandım.

 

Ho Chi Minh’de çok fazla bir ekinlik yapmadım. Hosteldeki arkadaşların kahvaltıda konuştukları ve o gün yaptıkları bazı etkinliklere o anda aldığım kararlarla katılım sağladım.

Turistik Mekong Nehri Turu…

Mekong nehri turu bir günlük bir tur. Vıcık vıcık turistik ve standard satış noktalarıyla iyi organize edilmiş bir etkinlik. Hostelde tombiş, tatlı üç Filipinli kafadar kadın bu tura katılacaklarını söyleyip bana da “Gelsene!” deyince nemli bir havada Ho Chi Minh’de dolaşmak yerine onlara katıldım. İyi de etmişim. Zorlayıcı bu satış işi canımızı sıksa da Filipinli eğlenceli hatunlarla gülüp eğlendiğimizden zevkli oldu bizim için.

Mekong Turu bu şehirde yapacağınız temel turistik etkinliklerden biri. Gitmeyeni dövdükleri turumuz 10 Dolar idi. Hızlı bir tempoda ama çok şey gösterdikleri ruhtan arınmış ve bıkmış suratlı insanların milyonlarca insana yaptıkları tanıtım, satış ve müzik etkinlikleri ile dolu yoğun gün oldu. Otobüsle şehirden 1,5 saatlik bir yolculukl gidilen tur satış yapılan bir nokta ardından, bir tapınak, teknede nehir üstünde adalara gidiş ve buradaki dolaşmalarla devam ediyor. Turun sonu güzel minik otantik bir tekne gezisi ile sona eriyor. Kürek çeken yerel giysili ve klasik geniş üçgen prizma şeklindeki şapkalı sempatik kadınlarla tipik bir görüntü ile sona eriyor. Tabii herkesin uyur uyanık geri döndüğü 1,5 saatlik şehre geri dönüş yolculuğu.

Gezi Felsefesi, Yılışık Gezi Turizmi ve Gezgin Atarlanması…

Bu tür turlarda çektiğiniz fotoğraflar birçok insanı mest etse de asıl gezzginlik bu değil. Bu tür turlarda kapitalizmin şehrin içine soktuğu süpermarket tarzı pazarlama ile kendini Vietnam’da sanan özgürlük firarileri tatmin oluyor. Hele bir de instagram ve facebook paylaşımları da yapılınca işlem tamam. Aldatmacanın ortasında hep beraber uyduruk değersiz para kazanma yollarına koşmaca. 

 

Bir iki müze gezme denemesinden sonra Ho Chi Minh’den kaçmaya karar verdim. Yeni yıl yaklaşıyordu ve 2018’e bu sevmediğim içime iyi gelmeyen şehirde girmek istememiştim. Rus arkadaşlarım Krill ve Lily’nin önerisine uyarak Dalat kentine giden ilk otobüse bilet alıp yola koyuldum. Bana çok sevgi dolu anlar yaşatan güzel Dalat’a…

 

DALAT…

Sevgili Dalat!

Sevdiğim kent.

Dalat benim için yayla (highland) Vietnam’ın başlangıcı oldu. Aralık ayının sonunda hava güneşli olsa da özellikle akşamları serindi. Bu keyifli serinlik geneli boğucu veya çok nemli Güneydoğu Asya gezisinde bana çok iyi gelen bir hava durumu oldu.

Dalat’ta huzurun kokusu ve havası hüküm sürüyordu. Turistik günlük gezide rahatsız edici rehberin tavırları bile genel manada keyfimi kaçırmaya yetmedi burada. Bu tatlı kentte çok güzel günler yaşadım. Hatta hala emin olamadığım soyulma teşebbüsüne maruz kalsam da.

Soygun mu Gerçekten Kaza mı?

Halkın akşam üzeri yer tezgahlarında satış yaptığı pazar yeri çıkışında, ufak sırt çantama takıldığını iddia eden motor üzerindeki karı koca ben sağlam tuttuğum için çantayı alamamış ve takıldıkları çanta etkisiyle yere yuvarlanmıştı. Bu düşüş sonrası kaçamamış ve benim yakalarına yapışmam ile etrafımızı saran polis ve halkın izlemesiyle bir arbede olmasa da gergin anlar yaşanmıştı. Şimdi düşünüyorum da etrafımı saran 20 kişi önünde polise şikayetçi olduğumu söylediğim ve hararetli tartışmalara neden olan bu polisiye vaka, Vietnam’da polisin topa girmediğini hatta bir yabancı için hiç kılını kıpırdatmayacağını da anında öğretmişti.

 

Bu adli olabilecek garip olaya ve son derece rahatsız edici rehber hadisesine karşın şehirden hiç soğumamıştım. Dalat benim için huzur ve mutluluğun şehri oldu.

 

Dalat’da çeşitli etkinler var. Bisiklet roalarından, şelale turuna, hiking rotalarından, motorla günlük turlara, müze ziyaretinden kent  pazarı ve yapay göl etrafında dolaşmalara kadar çok şey var Dalat’ta yapacağınız. Tabii hepsi de iyi organize edilmiş, son 10-15 yılın eseri olan turizm neticesi batılı anlayışta etkinlikler.

Dalat ile ilgili aklımda kalan bir başka ayrıntı da “Çiçekler Kenti” olması. Her taraf çiçeklerle süslü olduğu gibi Vietnam’ın çiçek ihtiyacının büyük bir bölümü Dalat tarafından karşılanılıyormuş. Vietnam’ın her yerinde olduğu gibi son derece yoğun olan motor trafiği bile bu kenti huzur içinde ve sakin bir kent larak tanımlama engel olamadı.

Sevdim ben Dalat’ı.

Hele bir de kaldığım ve 2018 yılına giriş yaptığım bir yer var ki söz etmeden geçmem mümkün değil. Sevgili hostelim “Pretty Backpacker”

“Pretty Backpacker Hostel”…

Pretty Backpacker Hostel’in sahipleri ve yöneticileri harika insanlar. Zaten bir yeri veya yaşamı iyi veya kötü eden insanlardır aslında. Harika veya lüks odalar, kocaman bahçeli havuzlu evler mutlu etmeğe yetmez sizi. İnsanlardır hayatı çekilir kılan. Bu hostelin ev sahipleri de acemilikleri dahil tüm samimiyetleriyle açık ara fark atarlar rakiplerine.

Ucuz, verdiği hizmete, temizliğine ve sunduklarına bakıldığında çok ucuz bir hosteldi “Pretty Backpacker Hostel”. Yeni yıla bu hostelde girdik. Hostelde kalan herkesin katıldığı harika bir ortam, hatta hostel dışından arkadaşların katıldığı yemek, benim katkımla başlayan samimiyet, çaldığım/ız gitar eşlğinde söylediğimiz şarkılar, youtube’dan herülkeden ezgiler, neredeyse sabaha kadar sohbet… 2018’e Pretty Backpacker’da olan herkes çok iyi girdi. Hostelin sahipleri bile.

Bütün bu duygu yüklü açıklamalar haricinde; kocaman yatakları, tertemiz odaları, güzel kahvaltıları ve hep güler yüzlü annesiyle gerçekten harika bir hostel “Pretty Backpacker”. 

Dalat Müzesi…

Vietnm’a gelmeden evvel burası hakkında fazla br okuma yapamamıştım. Ön bilgim olmayan yerlerde müzeleri gezzmeyi gerçek bilgiye en kısa ulaşma yolu olarak görüyorum. Bu nedenle ilk ziyaret ettiğim ve birçok bilgiyi edindiğim yer Dalat Müzesi oldu.

 

Asya ve Vietnam’da KARAOKE…

Karaoke, Güneydoğu Asya’nın çılgınlıklarından biri. Vietnam’da da bol miktarda Karaoke kulübü, barı, restoranı ve kafesi var. Bu konuda tebessüm ettiren bir durum da iyi yapamayanların şaka yollu hayattan bezdirdikleri detone uyumsuz sesleri. İyisi çok eğlenceli de, Çin işkencesi denen duruma dönen bir hal alan bu Karaoke mekanlarına her yerde yaygın olarak rastladım.

 

BOUN MA THOUT...

Boun ma Thout çok fazla insanın yaşadığı bir şehir değil. Şansım sabah kahvaltı yeri araken tanıştığım harika 2 genç ve zaman zaman onların yanlarına gelen arkadaşları ile iyiydi bu kentte.

Aslında Ho Chi Minh’deki otel arkadşım Michael’ın “Kahvenin Merkezi” diyerek motive etmesi uzerine geldiğim bu yer hiç de aklımda olmayan yeni tanıştığım müthiş arkadaşlarla, yerel kültürü yaşadığım farklı ve mutlu bir deneyime dönüştü.

Gençlerle bir yapay gölün etrafını dolaştık. Beni yerel bir restorana götürüp yemeklerinden örnekler tattırdılar. Kahve ekim alanlarına (Coffee Plantations) gitmedik ama son gün beni götürdükleri en büyük kahve üreticisinin eski tip kütük ve tahtadan yapılmış ve yerden kazıklar üzerinde yükselen ortamında içtiğim kahve gerçekten güzeldi. Birlikte yedik, birlikte gezdik, birlikte içtik, beraber çok güel vakit geçirdik. 

Gezilerde Farklı Ülkelerin Parasına Alışma Konusu…

Gezilerde hepsinin paraları farklı birçok ülkede bulunuyorum. Parayla pek aram iyi olmasa da hislerimle parayı kontrol edip, kaba bir kur hesabıyla günlerimi güvenli bir harcama sınırı içinde tutuyorum. Temel desteğim de içgüdüm. “Fazla harcamaya başladın dur biraz” veya “Sıkıntı yok böyle devam” diyen iç sesim bana yol gösteriyor. Maalesef fazla oynak biçimde değeri değişen ve yine üzüntü verici şekilde son iki üç yılda değer kaybeden Türk Lirası ile gezmek günden güne zorlaşıyor.

 

KON TUM…

Hatıralarımda yer eden bir başka güzel yer de Kon Tum kenti oldu. Bon Ma Thout’da otelimin çıkışında sohbet ettiğim İngiliz çift, Kon Tum kentinde Eva Kafenin sahibi ve işleticisi “Mr. Ann” adıyla andıkları adamın benim felsefik ve sanatsal tarafıma hitap edeceğini söylediğinde bir sonraki adım belirlenmiş oluyordu. Gerçi Mr Ann ile biraz parça tesirli ve aslında onun entelektüel görünen ama kapitaliste dönüşmüş tabanına ters gelebilecek konuşmalar yapınca benden pek hoşlanmasa da Kon Tum bir sonraki durağım oluyordu. Eski kominist bize çok tanıdık ama buranın karlı işletmesi kapsamına gelen bir para adamına dönüşmüştü ve bu gerçeklerle yüzleşmek istemiyordu. Benim kalmam için şehrin 2 km dışında bahçe içinde bir evi olan ve turizm işine yeni giren Mr. Duc’ın evini ayarladı. Mr. Duc biryazar ve gezgin olarak bana çok saygı ve sevgi dolu davrandı ama bir daha Mr. Ann’ı görmeyecektim. Benim için Duc Mr.Ann’dan daha sahici bir insandı ve ben bu gerçek Vietnamlılara yakın insanları tanımak istiyordum. Hele 80’li yaşların ilk yarısında olan halası Sueng ile harika bir gönül bağımız oluşacaktı.

Kon Tum kentine pek fazla gezginin uğradığını  sanmıyorum. Ho Chi Minh sonrası rotamı deniz kenarı turistik yerler yerine yaylalara çevirince yol kendiliğinden buradan geçecek şekilde oluştu.

6 aylık gezimin sonrasında ilk kez yorgun olduğumu hissediyordum. Böyle yorgun iken Kon Tum gibi bir yerde bulunmak çok iyi gelmişti bana. Burada azınlık köylerini scooter’ımla gezerken çok keyifli anlar yaşadım. Dinlenebildiğim kadar dinlendim Kon Tum’da.

 

Özgün RONG Yapıları Eşliğinde Etnik Köylerin Ziyaretleri…

Vietnam 54 veya 56 adet etnik gruptan oluşan bir ülke. Kon Tum civarındaki etnik köylerin tümünde RONG adı verilen yapılarvar. Bunlaryerden kazıklarla iki metreye yükseltilmiş hasırdan 10 metre üzerinde dik üçgen prizma şeklinde tek gözlü bir yapı. Ben ihtiyar heyeti salonu diyorum.

RONG’lareskiden bir tejhlike beklendiğinde köyün savaşçılarının ani müdahale için geceyi geçirdikleri yer olmanın yanında, önemli konuların tartışıldı toplanma alanı. Bu heybetli yapı neredeyse kutsalmış gibi bir his uyandırıyor gördüğünüzde.

Nehir kenarında Vietnam savaşının cereyan ettiği yerlerde dolaştım. Bölgenin vahşiliği ve ormanlık araszinin sürpriz etki yaratacak yapısını hissediyorsunuz. Vietnam’lı bir rehber “Amerika’lılar hep kendi güvenliklerini tesis edip bizi tehlikede bırakıp kaçtılar” diyerek onlara yaptığı rehberliği anlatıyordu. 

Bir köye vardığımda Hanoi’den gelen Kominist Parti ve hukümet yetkilisi köye yapılacak iyileştirmeler konusunda bir toplntı yapıyordu. Kon Tum’un idarecileri, köyün ileri gelenleri ve bubkonularda söz sahibi kuruluş ve grupların katıldığı birtoplantıydı. Önce içeri girmeme izin vermediler. Ardından “Gir ama fotoğraf çekme” dediler. Ardından “Fotoğraf çek ama konuşma” dediler. En sonunda iş beni toplantı mahallinin önüne geçirip “Köyü turizme açalım mı?” sorusuna verdiğim yanıtları yerel rehberin çevirdiği birdurumla sona erdi. RONG’un önündeki akşam yemeğine davet ettiler. İki saat içinde toprak testilerden içtiğimiz ateş suyu ile dünya kardeşliği “Öpücem abi” noktasına gelmeden köyden gitmek istemem ama bana izin vermemeleriyle sona erdi. Gece o halde nasıl scooter kullanıp yattığım eve döndüm, başka birsohbette anlatırım. Sımsıcak bir gün olmuştu.

Bu RONG konusu başlı başına yazılıp incelenecek bir konu belki. RONG içindeki toplantıya katılmak farklı ve keyifli bir etkinlik oldu benim için. Dünyanın benim için bambaşka bir noktasında bizim kültürümüzle bağlantı kuran  

 

 

Buradan sonra gezdiğim Da Nang, Hoi An ve Hue kentlerini daha sonra yazacağım.

Sorularınızı yanıtlamaktan mutlu olurum.

Bu yazıyı okuyanlara teşekkür ederim.

Görüşmek üzere…